Sayfalar

Salı

Okulda ilk hafta

Ata, okul öncesi eğitime başladı. Buralarda sıklıkla bahsettiğim birleştirilmiş sınıflı köy okulundan yana seçimimizi kullandık. Daha evvel herhangi bir kreşe gitmemişti. Birkaç defa başarısızlıkla sonuçlanan oyun grubuna yollama girişimim olmuştu. Dizimin dibinde, bensiz tek gün geçirmeden büyüdü. Benim içe kapanıklığımdan o da etkilendi. Yalnızlığı sevdi, sürekli oyuncaklarını konuşturdu. Tek arkadaşı ben oldum. Bu durum, haliyle "Sınıf çok kalabalık, çok sesli." serzenişlerini getirdi.

Okulun ilk günü diğer velilerle birlikte koridorda bekledim. Bazı çocuklar, sınıf kapısını kapattırmıyor, bazıları ağlıyor, bazıları okula dahi girmek istemiyordu. Ata, bir köşede oturuyordu. İkinci gün veliler yarı yarıya azaldı. Ata yine köşedeydi bu defa elinde bir kitap vardı. Ertesi gün, çocuklar çizgi film izliyordu fakat Ata katılmak istemiyordu. Hafta boyunca bahçede oturdum. Annem önceden "Diğer velilerden uzak durursan, çocuğun dışlanır. Aralarına katıl. Annelerle sohbet et, unutma seni sevmezlerse ileride okul dışı etkinliklere Ata'yı davet etmezler." demişti. Bu tembih, aklımdan hiç çıkmıyordu. Yılların öğretmeni annem, beni çok iyi tanıyordu.

Ata için anne grubunun sohbetine katıldım lakin her zamanki gibi dikiş tutturamadım. Bir noktadan sonra konuşacak bir şey bulamıyordum. Sohbet, ilgimi çekmiyor bir yerde tıkanıyordu. Rol mu yapsam diye düşündüm. Tiyatral yeteneğe az çok sahip biriyim, kıvırabilirim. Klasik kadını oynamak ne kadar zor olabilir fakat bu sefer önümüzde uzun yıllar var. Nereye kadar başkası olacağım? En iyisi yine Burcu olmak. Önceki akşam bir dizi başlamış. Onun üzerine konuşma vardı, "Baktın mı diziye?" dedi biri. "Başakşehir maçı vardı, onu izledim." dedim. Kadının yüzünde kocaman soru işareti. "Avrupa Ligi, favori olduğu maçı alamadı, bir de gollü geçer..." cümlem bitmeden toparlandım. Ne diyorum ben yav, çocuğum dışlanacak. "Öyle işte." deyip bakışlarımı üzerimizi kaplayan iğde ağacının yapraklarına kaydırdım.  Kadın, önce şaşkın sonra 'cık cık cık' ifadesiyle başını diğer yöne çevirdi.


Günler geçerken bir köşede kitap okumaya başladım. Karşımda çocuğunu bekleyen bir köy kadını, oya yapıyordu. Biraz sohbet ettik, ineğini damızlamak üzerine, "Bir zaman paytrarı aradım, 'Besiye çekmeden öküze tohumlat.' dedi. Savkırınca sekiz saat geçmesi ilazımmış. Bi dutaydı eyiydi emme dutmadı." Bu sohbet çok tatlı geldi. O ve standart çizgisinin uzağında iki anne bulup, bahçede zaman geçirmeye başladık. Zaten hafta ortasından sonra bizden başka veli kalmamıştı. Bir ara, içlerinden birinin telefon numarasını kağıda yazarken; "Geçen gün de öğretmeninkini kağıda yazdın, kaldı mı böyle? Neden direkt telefona kaydetmiyorsun?" diye sordu. "Alışkanlık." dedim. "Zaten rehberimde on kişi yoktur." deyince şaşırdı. Ben de onlara tüm açıklığımla kendimden bahsettim. "Tek başına olmayı sevdiğimi, onlarla yazışmazsam yanlış anlamamalarını, bunun tamamen benden kaynaklandığını" söyledim. Garipsemiş olsalar da sanırım beni anlamak zorunda kaldılar.

Müdire ile Ata'nın uyum sürecini konuştuk "Çok zeki bir çocuk, kendi kuralları, kendi doğruları var. Bağımsızlığına düşkün. Toplumda böyle şeyler onay görmese de benim nazarımda birey olmanın en önemli evresidir.  Ata, yalnızlığı seviyor diye endişelenmeyin. Normal, kime göre normaldir?" deyince doğru yerde olduğuma bir kez daha kanaat getirdim.

Bir haftanın ardından pazartesi günü, öğle saatlerinde Ata ile konuşup eve döndüm. Eve geç ulaşmak için köy yolundan yürümeye başladım. Öğle yemeğini okula bırakıp dönen servis yanımda durdu, şoför eve bırakmayı teklif etti. Sıcakta yürümek zorladığından bindim. Hem Ata'yı emanet ettiğim şoförü daha yakından tahlil etme fırsatı da bulmuş oldum.

Eve girdim, ayakkabıları çıkarıp, çantamı yere attım. Uzaktan içeriye baktım. Salon, sabah telaşla bıraktığımız gibiydi. Ata'nın oyuncakları, kalemleri, koltuğun üzerinde asla yanından ayırmadığı oyuncağı Elmo. O noktada film koptu. Bulunduğum yere oturup ağlamaya başladım. Bu, ilk ayrılığımız. İçimde gurur, mutluluk ve hüzünle karışık bir ağlamak vardı. Fakat çabuk toparlandım, birkaç saat içerisinde gelecekti. Sevdiği yemeği pişirmek için mutfağa girdim.

Bu sabah ise ilk defa yalnız okula gönderdim. "Aykadaşlayım çok şımayık sevmiyoyum." diye söylendi. Servise bindirdim. Eve çıkınca, bir öncekinden daha ağır bir duygu çöktü üzerime. Henüz anahtar elimdeyken, yeniden çıktım evden. Okuldan ararlarsa, duymalıyım diye her zaman sessizde olan telefon hem sesi açık hem de elimde yürümeye başladım. Sadık Amca gördü, "Hayırdır Burcu?" dedi. Gözlerim dolmuştu, "Ata'yı servise bindirdim." dedim. Gülümsedi. "Sevinç gözyaşları olsun bunlar." dedi. Başımı salladım.  Ata'nın severek 'küçük öğretmenim' diye bahsettiği yardımcı stajyer öğretmeninden fotoğraflar geldi. Ata, sınıfta öğretmenin okuduğu kitabı dinliyordu. Gülümsedim, miniğim artık bebek değildi. Uzun yıllar sürecek eğitim hayatına ilk adımı atmıştı.

19 yorum:

  1. Canım yaaaa, kıyamam. Hayırlı olsun, uğurlu olsun, müdürü sevdim, bir, iki haftaya eminim arkadaş da edinir, tenefüslerde oyunlar oynarlar. :)

    YanıtlaSil
  2. Ata'nın okul yaşamı hayırlı olsun, huzurlu ve ömür boyu unutmayacağı güzel anılar biriktirdiği yılları olsun. Benzer duygular ilk okul süreci ya da ilk ayrılma sürecinde hep yaşanıyor galiba. Ama sonra alışıyor insan, üstelik çocukların sosyalleşme hızı bizimkinden çok olduğu için hemen adapte oluyorlar. Yeter ki mutlu olsunlar, güzel insanlarla karışsınlar. Benim de uyum sağlayamadığım taraflarım var, annenizin tespiti doğru, ben whatsapp kullanmıyorum mesela ya da konuşmayı sevmeme rağmen klasik kadın sohbetlerinde bıcır bıcır olamıyorum. Ben de bu rengim, zaman içinde kaynaşılıyor çünkü ortak payda çocuklarımız.
    Nice güzel günlerini görün inşallah..

    YanıtlaSil
  3. Kaç yaşındasın bilmiyorum Burcu. Bir zamanlarki benden bir kesit izledim kimi satırlarında. Yazdığın her kelimeyi, her kelimenin taşıdığı duyguyu büyük bir dikkat ve saygıylaokudum.
    Sevgiye saygı duymayacağım da neye duyacağım?

    Sevinç göz yaşları olsun bunlar..biz hep yanındayız e mi?

    Sevgiler sana, başarılar sevgili Ata'ya

    YanıtlaSil
  4. Şimdi sen deyince düşündüm de ben ilkokulda hiç veliyle tanışmamışım.İnanamadın değil mi, valla ben de şimdiye kadar fark etmemiştim :) Hiç okula gitmeme gerek olmadı, kimseyle de arkadaş olucam diye uğraşmadım. İki çocuğumda da. Yalnızlardı, genelde kitaba gömülüyorlardı, top peşinde koşturmayı da diğerlerinin izlediği dizileri de sevmediklerinden pek uzaylı gibiydiler. Etüd merkezinden okula sürüklenmediklerinden, evlerinde saatlerce oynadıklarından, ders diye başlarının eti yenmediğinden ve onlarla ilgilenilip sevildiklerinden çoğu çocuktan sakin ve huzurluydular. Diğerlerinin acımasızlığı vardı hep. Bilgiç çok hassastı, o da öğretmenleriyle giderdi arkadaş eksiğini. Büyüdükçe kendileri gibileri bulmaya başladılar. Bu ay telefon tarifesini aşan çocuğuma kızarken bir yandan da içimin rahatlaması bundan.

    Ata'nın umarım yürekten seveceği öğretmenleri olur, aynı zevkleri paylaştığı bir arkadaş bulur ve evindeki güzellikler onu sarıp sarmalayıp bütün çirkinliklerden korur. Hep güzel insanlarla karşılaşsın.

    YanıtlaSil
  5. Öyle tatlı anlatmışsınız ki keyifle aynı zamanda duygulanarak okudum.
    Birleştirilmiş sınıflı köy okulu şaşırttı beni. Demek köyde çok az öğrenci var.
    Öğretmen çok önemli.Hayırlı olsun. Ata'yı benim için kucaklar mısınız?
    Sevgiyle...

    YanıtlaSil
  6. Döktüğünüz umut göz yaşları olsun. Ata'ya bol oyunlu, uzun ömürlü dostluk kuracağı güzel bir yıl dilerim. Başlangıç yaptığı tahsil yaşamının başarılarla sürmesi temennilerimle:)

    YanıtlaSil
  7. Sevgili Burcu, zaman çabuk geçiyor okul öncesi eğitim derken bi bakıyorsun ki yüksek okul bitmiş Ata işe başlamış bile:)
    Ata'nın eğitim yılı hayırlı ve uğurlu olsun. Güzel çocukları güzel aileler yetiştirdiğine göre Ata'cık da çok güzel bir cocuk olacak.

    YanıtlaSil
  8. Birçok kişi kendini sizin yerine koymuş. Sanırım ben daha yolun çok başında olduğumdan, kendimi Ata'nın yerine koyabildim ancak. Ailemden ayrı kalıp da okula adapte olma sürecinde yaşadıklarımı kesitler halinde hatırlıyorum ancak. Ortamın çok farklı gelmesi, benim gibi küçük insanların kendileri hakkında konuşabiliyor olmaları, öğretmenin anneden farklı ama onun gibi bir konumda olması...

    Şu anda bile sorguluyorum bunlara ara ara. Yüksek lisansımın ilk yılı; hala insanlar nasıl sosyalleşiyor, öğretmenlerime nasıl davranmalıyım, kendim gibi olmak diğer herkesi benden uzaklaştırır mı diye soruyorum kendime. Sonra sormayı bırakıp olduğum gibi davranayım diyorum ve üzerimdeki yükler kalkıyor. Ata'da da bunu gördüm, mutlu oldum, hüzünlendim.

    Çok güzel dökmüşsünüz duygularınızı. Duygulanarak okudum, ağlamamak için de zor tuttum kendimi. Çünkü biliyorum ki, annem hala bunları yaşıyor. Hala beni aradığında beni birilerine emanet etmeye çalışıyor.

    YanıtlaSil
  9. Burcucum benim de gozlerim doldu aglamamak icin zor tuttum. Anlattiklarinla gecmise gittim yakin gecmise .
    Atacigima basari , mutluluk , aydinlik dolu ögrenim hayati diliyorum. Guzel insanlar ciksin karsisina hep insallah canim💝

    YanıtlaSil
  10. Hayırlı olsun. Uzun, zorlu, mutlu, korkulu ama yine de sevinçli uzun bir yolun başındasınız. Bence tadını çıkarın. Size yeni bir dünyadan haberler taşıyacak bir arkadaşınız oldu. Ne güzel!

    YanıtlaSil
  11. Güzelliklerle dolu bir başlagıç olsun dilerim..

    YanıtlaSil
  12. Ata ve tüm çocuklar hep mutlu olsunlar hep :)
    Sevgiler :)

    YanıtlaSil
  13. Hayırlı olsun, hep mutlu gitsin, severek öğrensin..

    YanıtlaSil
  14. ne güzelmiş kadının lehçesi. ne sölediğini anlamadım tabiii :)

    YanıtlaSil
  15. Hep,Sevinç gözyaşları olsun bunlar....
    Burcu çok cabuk gececek bu yıllar,yetişkin olduğunda bile,bebeklerine-oyuncaklarına bakıp duygulanacaksın,bu bitmeyen bir müzik eşliğinde hep dans edeceksin.
    ATAM'ın yolu açık olsun.
    SEVGİYLE...KUZU ve KUZUSU...Sevgiyle...!

    YanıtlaSil
  16. Merhaba ,
    Anne olmasamda ben de bir teyzeyim ve ablamın yeğenimi kreşe verdiği ilk günleri hatırlıyorum da...Arel çok ağlamıştı tabi aralarında yaş farkı var diye biliyorum . Arel'i kreşte ağlıyordu ablam arabada.. Çok zorlu bir süreçten geçmişti ikiside . Şimdi Arel kreşe alıştı , gayet de mutlu .
    Zamanla alışacak ve mutlulukla gidecek .Ata'nın yolu açık olsun , çok akıllı bir çocuk olduğuna eminim . ikinizide öperim

    YanıtlaSil
  17. Ata ismini taşıdığı önderimizin çizdiği yolda büyük başarılara imza atacak. Duygularınızı olduğu gibi dökmüşsünüz yazınıza. Ayrılık beş dakika da olsa zor elbette. Umarım bu ülke Ata ve Ata gibi çocukların huzur içinde yaşayabilecek ortamı yaratır. Başarılar, yolu açık, şansı bol olsun.

    YanıtlaSil
  18. sabah sabah Burcu yaa... Gözlerim doldu da zor toparladım aylaynırım akmasın diye ;)
    Ne güzel anlatmışsın yine! Hüzün dolu satırlarında ama öyle de içten ki...
    Ata'ya pırıl pırıl bir eğitim hayatı diliyorum canım...
    Sana da bir tavsiye, öyle yerlere fırlatma çantanı, bereketi kaçar yahu! Öperim çok çok, özlemişim...

    YanıtlaSil
  19. yolu acik olsun. Cok mutlu bir egitim hayati olsun.
    Kac yasinda ayrilirlarsa ayrilsinlar bizden bu his hep bizimle olacak sanirim. Buyuk bir eksiklik cok buyuk... Ama ayriliklarimiz bunlar olsun. Cok sukur.

    YanıtlaSil