mesela geçenlerde bir arkadaşım beni bir yere davet etti. kabul etmeyeceğimi düşündüğü için "canım sıkkın seninle dertleşmek istiyorum." dedi. gittiğimde masanın üzerinde saksıda bir papatya ve onu çevreleyen tadelleler, her zaman içtiğim kahve ve çikolatalı kurabiye vardı. arkadaşlığımız başlayalı çok olmadı ama beni dikkatli dinleyip sevdiğim şeyleri aklında tutması sonra böyle sürpriz yapması çok tatlıydı. bu beni inanılmaz mutlu etti. normalde onunla buluştuğumuzda öpüşmeden uzaktan merhabalaşırdık. ben pek mıçmıç olmayı sevmiyorum ama bu jesti karşısında yaaa deyip sarılıvermişim. bir hemcinsimden böyle tatlılık görmek çok güzeldi.
bu hafta okulda yaşanılan kötü olaydan sonra telefonum da çokça çaldı ve çoğuna bakmadım. genelde güzel gelişen ya da kötüye giden herhangi bir olaydan çevreme söz etmem. her şey olup bittikten sonra bir yerlerden işitirler. bu olayı da sadece okul biliyordu. haliyle beni arayanlar daha önce pek diyalog kurmadığım insanlardı. onların meraklarını ya da iyi dileklerini duymak hiçbir şeyi çözmüyordu. sonra bir şey oldu. kayıtlı olmayan numaralardan biri aradı yine. loş koridora bomboş bakıyordum. neden açtım bilmiyorum ama ses tonu, sormadıkları ve susuşuyla bana öyle huzurlu geldi ki. telefonu kapattıktan sonra günler süren o gerginlik, bekleyiş ve karmakarışık olmuş tüm duygular bir anda çözülüverdi. adının nurşen olduğunu sonradan öğrendiğim o ses ile yüz yüze karşılaştığımda sanki yıllardır tanıyormuşçasına bir tepki verdim. hiçbir şeyi süslemeden, abartmadan bütün yalınlığı ve anneliği ile karşımdaydı. yıllardır beni saygıyla izlediğini ama konuşmak için uzaklığımın handikap yarattığından söz etti. o da içe dönük bir insan olduğu için merhabalaşmamız olanaksızlaşmıştı işte.
kötü anlarda insan geçecek diyen bir sese öylesine ihtiyaç duyuyor ki... değer bilmezlik yapmak istemem geçecek diyen insan çok oldu. ata, masum kalbiyle kendini öylesine sevdirmiş ki okuldaki temizlik görevlisi dahi ulaştı bana. o karmaşanın içinde, daha ambulansa binerken "paranız var mı?" diye soran ve gecesinde bana kahve getirmek isteyen o ince düşünce... gelmeyin dediğim halde gelen veliler, çiçek gönderen kurs öğretmenleri...
işte böylesine karanlık zamanların tuhaf bir huyu var; insanı, kalbinde ona yer açmış insanlara yaklaştırıyor.
.gif)
Bu incelikleri yapmak kadar o davranışların farkında olmak, takdir edebilmek, küçük sürprizlerle mutlu olabilmek de çok önemli bir özelliktir. Hediye vermek de almak da incelik ister. Bir sanattır adeta.
YanıtlaSilİyilerle karşılaşmanızı diliyorum.
Sevgiyle.
Bir an ben mi telefon ettim diye düşünmedim desem yalan olur, adaşım benim yerime de aramış olsun :) Sevgiler...
YanıtlaSilİnsan insana şifadır derler, her ne kadar insan ilişkileri konusunda çokça yara alsak da , yine de ve iyi ki şifa olabiliyor hâlâ. Ehline denk gelelim her daim. Her ne olduysa çok geçmiş olsun ve inşallah geçmiş olsun.
YanıtlaSilBurcu, Danca da şöyle edebi deyim var,
YanıtlaSil"Nogle gange misunder man ikke selve forfatterskabet, men personerne i det." çevirisi
"İnsan bazen yazının kendisine değil, yazının içindeki insanlara imreniyor." imrendiğim şey aslında seni içten içe beğenen insanları senin sonunda fark edebilmen.
Bende yazında tam da bunu hissettim. Şu anlattığın şeylerin arasında beni en çok etkileyen kötü bir haftanın içinden çıkan o küçük iyilikler oldu. O papatyayı alanı, sevdiğin kahveyi ezberleyeni, "paranız var mı?" diye düşünen insanın yerinde olmak isterdim. Dogan