Sayfalar

Ben bildiriyorum etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Ben bildiriyorum etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Perşembe

Küçük Şehir Haritası

Uzun zamandır oğlum için bir oyun alanı yapmak istiyordum ancak bir türlü fırsat bulamıyordum en sonunda geçen akşam Ata'm ile oturduk ve bu minik şehri yarattık.  

Bir parça kontraplağı zemin olarak aldık, üzerine illustratorde tasarladığımız yol şablonlarını yapıştırdık. Diğer alanları ise keçe ile kapladık. Plastik kullanmaktan olabildiğince kaçındık örneğin deniz olarak tasarladığımız bölümde kullandığımız tahta parçaları, yosunlar ve minik midyeler sahilden toplama. 

Ağaçlarımız yılbaşı ağacının kopan bir parçasından yapıldı ama onları değiştirmek istiyorum. Kuru dallar üzerine minik yün ponponlarla meyve ağaçları yapma gibi bir fikrim var, bakalım.








Pazartesi

Hastane Günleri


Annem, ameliyat oldu bir hafta hastane koridorlarında bir yukarı bir aşağıya dolaştık durduk. Çok şükür ki şimdi her şey yolunda ama annemi sedyede, ayakları çıplak, üzerinde mavi ameliyat örtüsü, sapsarı yüzü ile öyle bitkin yatarken görmek beni mahvetti. Ameliyathane kapısında bir haber beklemek, boşlukta sallanmak gibi bir şey. Keder ve umut yan yana, hangisi koşacak sana bilmiyorsun, ikisinin karşısında öylece bekliyorsun.

Bu süreçte belki de en çok babamın canı yandı, hiç konuşmadı. Dudakları hep titredi. Altmış yaşında o koca çınar gitmiş yerine küçük bir oğlan çocuğu gelmişti sanki. Ellerini birbirine kavuşturmuş, otomatik kapının dibine kadar girmiş, ufacık bir şey görmek istermiş gibi kafasını bir cama yaklaştırıyor bir yere eğiyordu. Güçsüzdü, küçülmüştü. Babam, anneme büyük bir aşk ile bağlı. Ablam ile genç kızlığımızda bizi de böyle seven bir erkek olur mu diye aramızda konuşurduk. Yıllar geçti, babamın sevgisi hiç değişmedi. Biliyorum ki anneme bir şey olursa, babamı da yitiririm. Dağılırım. Korkum çok büyük.

Hastanede giymesi için, yakasında ve kol uçlarında dantel işlemeleri olan mavi, kısa bir gecelik almış ablam anneme. "Keşke başka renk alsaydın." dedim. "Neden" dedi. Aslında nedenini o da biliyordu. Annemin mavi bir geceliği var, attırmıyoruz saklıyoruz dolabın bir köşesinde. Babam, anneme hastanede giymesi için almıştı. Yedi yaşındaydım. Soluk mavi, penye, yaşlı işi bir şey. Anneme yakışmıyordu. Annem hastalanıp hastaneye yattığında yanına çıkartmadılar bizi. Üç kardeş bahçede bir banka oturup, babamdan bir haber bekledik. Annem balkona çıkıp bize el sallamıştı. Üzerinde mavi geceliği. Gri duvarlı devlet hastanesinin küçük, eğreti balkonunda annem... uzak ağaçsız bir ada kadar yalnız görünüyordu. Köy lojmanına döndüğümüzde annem yoktu başımızda. Gül kurusu koltuğun üzerinde, kendine ördüğü yeleği vardı. Kokusunu duymak için üzerime giymiştim. Sonrasında yedi defa daha aynı senaryoyu yaşadık. Hep aynı korku, kaybetme korkusu.   Ölüm nerede bilmiyorum, sinsice bekliyor bir yerlerde. Saldıracağı anı bekliyor.Karanlıkta oynanan köşe kapmaca gibi.
                                                                  
                                                                                                 * * *

Birkaç kişi uğrayıp yazmış, neredesin diye refakat ediyordum anneme. Yakınlarından birini kaybedip,  yarı çıplak hissedenler var elbet biliyorum. Bu yazı için özür diliyorum. Kimseyi kanatmak istemedim...

Cumartesi

Muz nasıl sarartılır?

Alanya'da yaşayıp da muz bahçelerinden meyve toplamayan yoktur herhalde. Malum bu muzlar yeşil haldeyken koparılıyor ve ancak belli bir süre bekledikten sonra tüketiliyor. Bunun için kurulan muz sarartma tesisleri mevcut fakat bireysel olarak bu tesislerden yararlanmak neredeyse imkansız zira bu firmalar sararttıkları muzları toplu olarak piyasaya sürmekte. Tarım programı yapmaya başladığımdan bu yana çok sayıda çiftçi tanıdığım oldu. Muz bahçesi sahipleri de buna dahil. Sık sık bana muz yollarlar tabii yeşil halde. Başlarda beceriksizliğimin kurbanı olup birkaç balya muzu çöpe atmış olsam da artık bu işin hakkını vermeye başladığım kanısındayım. Bu konuda internette çok fazla döküman bulamayıp, sıkıntı yaşamıştım olur ya birgün bir yerlerde yeşil muza denk gelirsiniz çürütmeden nasıl sarartacağınıza dair öğrendiğim yolu paylaşmak istedim.




Muz balyasını taraklara arıyoruz. Böylelikle saklamak ve sarartmak daha kolaylaşıyor. Her bir tarağın yanına bir adet sarı elma koyuyoruz. Portakal yahut karpit de olabilir. Ancak en hızlı ve bozulmadan sarartan elma.



Gazete kağıdı ile paketleyip...



Bir poşet içerisine yerleştiriyoruz. Poşeti de evin soğuk olmayan bir köşesine yerleştirip üzerini ince bir örtü ile örtüyoruz...



Birkaç gün bekleyip, hazırladığımız paketleri açıyoruz ve yüzümüzde kocaman bir gülümseme beliriyor.

Almanya - Türkiye Maçı Ulusala Nasıl Çıkar?

Yerel basın olarak düşündük ne yapsak da Almanya - Türkiye maçından haber çıkarsak diye...




Bir Türk ve bir Alman'ı bahse tutuşturduk. Kaybeden taraf saçlarını kazıtacaktı...



Başlarda her şey normaldi ama goller gelmeye başlayınca maçı bırakıp Türk arkadaşı izlemeye koyulduk.








Ve işte sonuç; saçları olan Alman, dazlak ise Türk.