hayattaki en büyük ihtisasımı sanırım doksanlar üzerine yaptım. doksanlar müzik yarışması olsa büyük ödülü gözüm kapalı kazanırdım. bestesi, güftesi, aranjesi derken şarkıların hem teknik hem de müzikal özelliklerini sindirmiş durumdayım. türkçe hafif müzikten pop müziğe geçiş döneminde yapılan şarkıların verdiği duygu hep aynı. en hareketli müzikte bile tatlı bi hüzün var. yeni dönem müziğin ise zırcahiliyim. bazen biri bi isim yazıyor ya da söylüyor hiç dinlememiş oluyorum. mesela sıla'nın ses tonunu biliyorum ama hiç sıla şarkısı bilmiyorum. edis'in tipini sosyal medyadan gördüm sesini hiç duymadım. hele şu dönemlerde cover yaparak piyasaya düşen tipleri birbirinden asla ayırt edemem. her biri bana eziyet. bazen iş icabı millete romantik klipler yaparken, müşterilerin istediği şarkılara bebek yoda görmüş gibi bakıyorum. hangi gezegenin ürünleriyse, hiç denk gelmemiş oluyorum.
şimdiki şarkıların içi boş, belki biraz mabel matiz yakalıyor ucundan, değişen ne? aynı isimler neden aynı tarzda besteler yapamıyor bunu hep soruyorum kendime. sanırım devir değişince, duygular da değişti. mesela nazan'ın bi şarkısında "jetonu mu yoktu aramadı gitti" diyor. şimdi böyle bi şey söz konusu olabilir mi? herkes o kadar kolay ulaşılabilir ki. hemen her saat ne yaptığını görebiliyorsunuz. konumunu, kimlerle olduğunu, ne yediğini, ne giydiğini. merak kayboldu; sabır, hasret gibi kavramlar anlamını yitirdi. düşünsenize eskiden etkilendiğiniz birini bulmak için arkadaşlarıyla arada gittiği çay bahçesine gidiyorsunuz, evini arıyorsunuz ama o açmaz diye tereddütle birden fazla arayamıyorsunuz, sokağında dolaşıyorsunuz. stalk denilen o kavram bundan öte gidemiyor. bütün bunlar çaba gerektiriyor, sadece esaslı duygularda bu fedakarlık yapılıyor. şimdiki gibi alev emojisiyle tanışılıp, engellenerek bitmiyor. bence tüm bunlar çok kıymetli. hal böyle olunca bu ruh haliyle yazılan her söz, yapılan her beste, hatta söylenen geri vokaller bile çok yürekten. ben olabildiğince teknolojiden kaçıp, doksanları hala yaşatmaya çalışıyorum. instagrammış, spotifymiş bende yeri yok. winamp yeşiliyle devam.

Biz daha şanslı bir nesildik bu açıdan sanki😊🤚
YanıtlaSilBu post tam da bana göre olmuş Burcu'cuk, winamp yeşiliyle devam!
YanıtlaSilİlginç bir kısmı da var tabii bu durumun, alternatif rock grupların ''eski güzide/harikulade şarkıları coverlayayım da çok sıkı şekilde tanınayım'' kafalarıda var, ki bunu yapıyorlar.
E öyleyse Sosyal medya'nın da şarkıları dejenere hale soktuğunu söylemek yanlış olmaz. Alev emojisinden, engellenmeye kadar gitmek kısmını çok az kişi anlar. Şarkılara, yaşanan duygulara kadar çağrışım yapmasını çok fazla kişi algılayamaz. Biz seni algıladık! (en azından ben algıladım ehe)
Cover sanatçıları piyasada bayağı fazla,içlerinde iyi olanlar da var,acemiler de..🙂 Aynı tarz da beste derken,müzik ve şarkı ritmlerinden mi yoksa sadece bestelerden mi bahsediyosun bilmiyom ama müzik ve şarkı ritmlerinin çoğu çalıntı gibi geliyor bana,kulağa tanıdık gelen müzik ve şarkı rtitmleri olabiliyor..Besteler farklı olabiliyor ama müzik ve şarkı ritmleri genel de hep aynı gibi..Böyle bir durum hemen hemen her ülkede ABD ve Avrupa'da bile olabiliyor..Batılılar bestelerini genelikle Doğu kültüründen edindikleri müzik ve şarkı ritimleriyle besteliyorlar ama dünyaya bunu sanki kendileri yapmış gibi "kendi besteleri" olarak piyasaya sürüyorlar..Türkiye'de de durum bu gibi gözüküyor maalsef..Aynı tarzda değil de farklı tarzda müzik ve beste yapanların sayısı çok az gibi gözüküyor..
YanıtlaSilhttps://youtu.be/0fTOs9JLKFQ ve 2:17de kemana eşlik eden na na vokali.
YanıtlaSilGünümüzde teknolojinin vermiş olan imkanlarla herkes kolayca müzik yapıyor bu yüzden gerçekten kaliteli sesler ve güzel parçalar arada kaynayıp gidebiliyor. Tabi zamanın getirisi ile insanları ihtiyaçları ve zevkleri değişikliğe uğradı bununda duygular üzerindeki etkisi sorgulanamaz bir durum ve sanırım bu durum şarkıları da etkiliyor. (sanırım gittikçe duygusuzlaşıyoruz - robot çağı insanları robot gibi!)
YanıtlaSilBen zannetmiyorum, Tarkan, Teoman, Aşkın Nur Yengi, Levent Yüksel, Yaşar, Harun Kolçak ve Sertap Erener gibi sanatçıların bu dönemde çıkacağını o dönemde kim kaset yapmışsa gider kasetçiye sorar ve ne yapar eder alırdık o kaseti.
YanıtlaSilBugün 90'lar sohbeti yaptık inanın üzerine bu metin hoş tesadüf oldu. Ne mutlu telefon jetonları vasıtasıyla aşkımızı ilan ettiğimiz, üşenmeden plakçılarda o şanslı yare kasetler doldurmuş saf ama duygularını yoğun yaşayan bir güruhtuk biz. BenDeniz'ler, Levent Yüksel, Burak Kut, Asya, Tarkan'ın şarkıları ile duygulanan şanslı nesildik biz. İyi ki de yaşadık o günleri. Zira bugünlerde bir kaç değerli ismin yaptığı işler hariç, günümüz pop müziği benim için sandukasına konup, çatı arasına atılmıştır Ben ticari odaklı eserler değil, yüreğime ince dokunuşlar yapmış şarkıları özlüyorum.Eski günleri, gençliğimi özlüyorum.
YanıtlaSilO zamanlar emek veriyordun dediğin gibi. Şimdi her şey çok kolay.
YanıtlaSilDoksanlarda radyolar da güzeldi. Hele yerel radyolar. İstek yapardın çalınırdı. Radyocuyu, istek yapanı, yapılanı uzaktan ya da yakından tanıyorsun. Veya isim verilmemişse tahmin yürütüyorsun vs.:) Tam 90'da 15 yaşındaydım. Birkaç sene böyle enteresan bir dönemimiz olmuştu:) O günlerimizin şarkısını duyunca ayrı bir hassasiyetler dinlerim.
YanıtlaSileskiden güzelmiş, kıymeti varmış bir şeylerin. şimdilerde her şey su gibi tüketiliyor durup düşünen yok
YanıtlaSil90 larda müzikler çok güzeldi ,şimdikilerin çoğunu ben de takip edemiyorum :)
YanıtlaSilBazen keşke eskiden yaşasaydım diyorum. Her şeyi bu kadar sanal olmayıp gerçek olduğu zamanlarda..
YanıtlaSilfollow here #415
YanıtlaSilPaçozlaşma çağının paçozlaşmış müziği...her şey bir kopya, kitch, kullan-at... İyi ve düzgün şeyler her zaman gölgede kalır ama bu zamanki kadar değil sanırım. Neyse, uzun bir konu:)
YanıtlaSilArada sevdiğim şarkılar çıkıyor, kulağıma bir yerlerden takılıp hunharca arıyorum google amcada :))
YanıtlaSil90 ları severim ve evet ruhu başkadır... Oytun beni onları dinlerken yakaladığı zaman çık çık çekip yok oluyor... O müzikler de ona cazip gelmiyor :)
Müzikle çok aram yok kulağıma hoş gelen herşeyi dinlerim ama sayenizde şöyle bir geçmişe gittim, ulaşmak ne kadar zordu bazı şeylere. Çabuk bulup çabuk kaybetme dönemindeyiz artık
YanıtlaSilWinamp vardı bir zamanlar değil mi? Hâlâ var mı ki acaba? :)
YanıtlaSilheeeey yaa baksan yaa, son yazımda, ağaç ev de, konu tv ve net ve şiddet, belki ilgini çekebilir, düşüncelerin olabilir, istersen yani blogunda bu sohbet konusunu yazsan yaa, blogunda yazmazsan yorumlarda düşüncelerini annatsana yaa :) yani faydalı olabilirsin ki hepimize ve düşünemediğimiz bişiler de söleyebilirsin yani, yazarsan şimdiden teşekkür ederiim :)
YanıtlaSilsatırları okudukça aynen ben de böyle hissediyorum dedim. Yeni nesil şarkılardan haberim yok. Spotify kullanıyorum ama elim hep bildiğim, tanıdık ezgilere gidiyor. İşin garibi kendimce çok yaş aldığımı düşünmesem de bunlara uzak olmak fikri bir yandan geride kalmışlık hissini çıkartıyor içimde. Bir kaç yıla kadar elimdeki telefonla kavga edip "yaa şu nasıl yapılıyordu bir gösterin bana" diye söyleniyor olabilirim diye düşünmüyor değilim :)
YanıtlaSilDoksanlar hızlı geçişin olduğu ve pek çok ürünün piyasaya sürüldüğü çok hareketli yıllardı. Bugünden nostaljik ve hoş görünmesi geçmişle ve geçmiş duygularımızla ilgili olabilir. Doksanlar fanı çok insan var. Ama o dönemleri düşündüğümde o günlerin çok eleştirildiğini de hatırlıyorum. Ama insan hangi dönemden keyif alıyorsa o dönem güzeldir:)
YanıtlaSil