Sayfalar

Çarşamba

9.9.26

bu yaz haziran ve ağustos aylarında olmak üzere iki defa avşa'ya gittim. erdek'ten avşa adasına roroyla geçiş yaptım. iki saat süren deniz yolculuğuydu. paşalimanı adasından sonra avşa'ya vardık. 

adada dikkatimi çeken ilk şey kıyıların çeşitliliği oldu. onlarca koyu var. birinde deniz dalgalı ise diğerinde sütliman. rüzgarın olduğu yerden uzaklaşıp birkaç dakika içinde bambaşka bir sessizliğe ulaşmak mümkün. denizin rengi de gün içinde değişken: sabahları açık ve sakin bir mavi, güneş yükseldikçe turkuaz, akşamüstü ise bakıra çalan yumuşak bir ton. deniz de sanki bizler gibi, her vakit başka bir ruh halinde.

adanın kokusu da denizi gibi akılda kalıcı. çamların reçinesi ve yabani otların yaz kokusuna denizin iyotlu havası karışıyor. rüzgar çıktığında bu koku adanın her yanına yayılıyor.

avşa bana doksanların tatil beldelerini anımsattı. belki bu yüzden bir geliş yetmedi, adayı çok sevdim. plajlar tamamen işletmelerin tekelinde değil. yabani incir ağaçlarının altında oturup denizi uzun uzun seyredebileceğiniz, kıyıları deniz kabuklarıyla süslenmiş küçük, sakin sahiller var.

avşa'nın başka bir güzelliği de sokaklarında saklı. sanki ada, çiçeklerini biraz da kedi olarak açmış. kediler her yerde; begonvillerin dibinde, taş duvarların üstünde, iskelede güneşi bekleyen balıkçıların yanında... öyle çoklar ki bir süre sonra onları tek tek görmeyi bırakıyor, adanın kendisi gibi algılamaya başlıyorsunuz. köpekler de var tabii, dobiş sokak köpekleri... beraber yüzdük, fıtı fıtı kuyruk salladılar bana. kumlarda yuvarlanıp mutluluğun resmini çizdiler. esnaf, sokak köpeklerine tasmalar takmış ve pek çoğunda telefon numaraları yazılı. belli ki bu adada köpekler birer yük değil, yaşamın bir parçası olarak görülüyor. 

bazen bir insanın kalbini anlamak için büyük şeylere değil, küçük canlılara nasıl davrandığına bakmak yeterli oluyor. benim için bir insanın iyi kalpli olduğuna dair en önemli işaret, merhamettir. ancak tür ayırmayan bir merhamet. tüm doğaya; kuşa, köpeğe, ota, çiçeğe...


4 yorum:

  1. Paylaşımın niye düşmemiş yaa? Bu konuda bir yazı yazmam gerekecek sanırım bloğuma. Bir arkadaşım da paylaşımını görmedim. Belli arkadaşlarımın yazıları okuma listesine düşüyor. Ben de senin gibiyim bir insanda aradığım kriterlerden biri hayvanlara karşı davranışıdır. Tamam kedi fobisi vardır anlarım, köpekten ödü kopuyordur anlarım, fobi başka şey ama korksa da zarar vermez, tekmelemez, iğrenmez ne bileyim? Su, mama koyan komşusunu düşman bellemez.

    YanıtlaSil
  2. Benim kendi sayfamda blog listimde uzak sahil var ama bu yeni başlık görünmüyor ayrıca reading listte de görünmüyor özel olarak girdiğimde yazıyı gördüm. Avşa'ya hiç gitmedim ama Tekirdağ'dan da geçiliyor onu biliyorum. Çok huzurlu bir yere benziyor.

    YanıtlaSil
  3. Merhabalar.
    Evet, paylaşımlar okuma listesine düşmüyor. Blogger'in bu konuda acilen devreye girip bu aksaklığı düzeltmesi, gidermesi gerekir. Ancak, ben Blogger'in bu konuda pek gayretli ve istekli olduğunu görmüyorum.
    Merhamet, bizi biz yapan en değerli insani duyguların başında gelir. Sizin de dediğiniz gibi merhamet duygularımız, tür ayırdımı yapmadan insana, hayvana ve doğaya karşı duyulmalı ve harekete geçirilmelidir.
    Selam ve saygılarımla.

    YanıtlaSil
  4. yakın nasıl olsa, elbet giderim deyip hiç gitmediğim ada.. ne tuhaf. son yıllarda (beş yıldır) bozcaadaya gidiyorum hep. bunun adı rutin mi üşengeçlik mi bilmiyorum ama gitmek gerek.

    YanıtlaSil